|
 |
 |
- FOTOĞRAFLARLA ARTI
-
- BASINDA ARTI
-
Sabah Gazetesi ( 23 Ekim 2000)
- ETKİNLİKLERİMİZ VE DUYURULAR
-
Gözlerin Ardındaki Çocuk
- MAKALELER
-
Karneler ve Okul başarısı
- SEMPOZYUMLARIMIZ
-
Bilimsellik Etiklik ve Başarı
- ÇALIŞMA ORTAMIMIZ
-
- TOPLUMSAL DUYARLILIK PROJ.
-
|
 |
|
|
|
|
| |
| |
Başarı Örneklerimiz
|
Artık Oğlumun Konuşma Problemi Kalmadı....
|
Artı’ ya ilk başladığımızda oğlumun 40 – 50 kelimesi vardı. Cümle kuramıyordu. Göz teması yetersizdi. Sanki bazı şeyleri görmüyor, algılamıyordu. Merdiveni düz yol gibi gidiyordu. Yolda gelen arabayı görmüyor gibi üzerine gidiyordu. Yemek yedirirken çok zorluk çıkarıyordu. Adıyla seslendiğimizde dönüp bakmıyordu. Bazı şeyler yaşıtlarından sonra gelişti. Şu an hatırımda olmayan, yolunda gitmeyen bazı şeyler vardı.
Şimdi oğlumun konuşma problemi kalmadı, hatta kusursuz diyebilirim. Her şeyi konuşuyor, anlıyor ve anlatıyor. Gördüğünü, duyduğunu ve düşündüğünü çok güzel anlatıp; yerinde ve anlamlı uzun cümleler kuruyor. Kelimeleri net ve anlaşılır. Duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebiliyor. Bu özelliği benim için çok önemli ve sevindirici. oğlum çok duygusal ve iletişime açık, uyumlu bir çocuk. Arkadaş kazanmak için her şeyi yapmaya hazır olacak kadar sevecen ve uyumlu. Bu özelliği beni biraz endişelendiriyor. Bazı arkadaşlarından darbe alıyor.
3 yaşına kadar hiç kelimesi yoktu. Anne – baba bile dememişti. Şimdi her gün defalarca “ ANNECİM, CANIM ANNEM, SENİ ÇOK SEVİYORUM” diyor, sarılıyor. Bu sözleri duymak çok mutluluk verici. Oğlumla gurur duyuyorum.
Konuşmayla birlikte her şeye ilgisi merakı gelişti ve böylece öğrenme ve algılamada hızlı gelişmeler kaydetti. Gördüğü resimleri hikaye gibi anlatması, bilmediğini sorması, renkleri, şekilleri, sayıları tanıması bu gelişmelerden. Ayrıca davranış olarak da gelişmeler kaydetti. Daha düşünceli, daha dikkatli, bir çok konuda izin almadan hareket etmiyor. “ Nasıl istersen öyle yaparım annecim” diyerek tatlı dilini kullanmayı biliyor. Yalnız ödevlerini yaparken çabuk yorulup, çabuk sıkılıyor. Yine de gerçekten umutluyum. Sonraki zamanlarda daha iyi gelişmeler olacağına inanıyorum. Bu geldiğimiz aşamaya şükürler olsun. Her şey öğretmenimiz ve ARTI’ nın sayesinde. Teşekkürler ARTI . N.Y.(Anne) A.Y - 6 yaş-otizm
Başa Dön
|
|
Otizmde Bir Başarı Öyküsü
|
Oğlumda ters giden bir şeyler olduğunu ilk kez 14 aylıkken fark ettim. Kapı çalınca koşa koşa giden oğlum, çağırdığımda ismine hiç tepki vermiyordu. Önceleri işitme sorunu mu var acaba? Diye düşündük ama televizyonda sevdiği bir reklam çıkınca diğer odadan koşarak gelip reklamları izlemesi bu şüphenin gerçek olmadığının göstergesiydi. Bir de akşamları babası geldiğinde balkondan bir kat aşağıdaki babasını göremiyor, başka yönlere bakıyor ve el sallayamıyordu. Gündüzleri televizyondaki reklâmları seyrediyordu. Onun dışında hiçbir şeye ilgi göstermiyor, kimsenin yüzüne bakmıyor hemen yüzünü çeviriyordu. Geceleri bizim için kâbustu. Saat başı uyanıyor feryatlarla bağırıyor bazen hiç uyumuyordu. Günde 4-5 saat uyku ile ayakta duruyordu. Yemek yedirmek çok zordu. Aşırı seçici olmasının dışında çiğneme de çok azdı. Yanına gelip birlikte bir şeyler yapmak için yönerge verdiğimde hiç anlamamakta kendine göre bir şeylerle oynamakta idi. Çok hırçın huysuz bir çocuktu. Kredi kartı takıntısı vardı. Genelde isteklerini belli edemiyor kendisi yapmaya çalışıyordu. Televizyonu açmak için sandalye çekip üstüne çıkıp açıyor bize aç demiyordu. Ayrıca oğlumda sese karşı duyarlılık vardı. Sesli bir alet çalıştırdığımda kulaklarını iki eli ile kapatıyor ve o odadan kaçıyordu. Özellikle saç kurutucu,mikser,matkap sesleri onu çıldırtıyordu.Hemen fişlerini çekiyordu. Yani hayat bizim için çok zordu ve bütün bunlarda bir sıkıntı olduğunu fark ettik ve ilk tıbbi tanı 25 aylıkken Ankara Gata da konuldu. Rapor 26 aylıkken çıktı.
Tanı süreci tam bir kâbustu, dünyam yıkıldı. Hiç bir hastalıkta bu kadar çabuk tanı konulamaz. Odaya girip derdimizi bile anlatamadık. Doktor çocuğa seslendi birde elini çırptı çocuk bakmadı tamam YGB dendi. Tanı konulduğunda. Kendimde uzun süredir şüphe etmeme rağmen benim çocuğumda böyle bir şey olamaz diye düşünüyordum. Bu fikri kuvvetlendirmek içinde ikinci bir görüş olması için Hacettepe psikiyatri ye gittim. Aslında kendimce iyi bir şeyler duymak istiyordum. Ama 3-4 dakika çocuğa bakıp bu çocuk YGB denmesi beni gerçekten çok üzdü. Ne bir tahlil ne bir araştırma sadece birkaç dakika ona bakıp bütün hayatı boyunca sırtında taşıması gereken bir etiketle etiketlendi. Ben nasıl bir anneyim iki senedir her gün baktığım çocuğumdaki farklılığı nasıl anlamadan onca günü boşa geçirdim diye çok üzüldüm. Bunu uzun süre üzerimizden atamadık. Çok hızlı söylenmişti. Hep bir şeyler unutulmuş olabilir mi? diye düşündük. Eşim için oğlumuz 1 veya 2 yıl özel eğitim alacak ve düzelecekti. Herkes geç konuşabilir okul çağında konuşan binlerce çocuk var konuşunca düzelecek diye düşünüyordu. Ama ben yaşayacağımız zorlukları tahmin ettikçe ve olabilecekleri düşündükçe uyuyamaz düzenli beslenemez, aşırı sigara içen biri olunca psikiyatrik yardım almam gerektiğine inandım ve bir yıl depresyon tedavisi gördüm. Özetle öncelikle tanıyı şüpheyle karşılama ardından hayal kırıklığı, yenilmişlik, çaresizlik gibi çeşitli duygular yaşadık. Daha sonra kabullenme bu sefer de hastalığın derecesi ve tedavi edilebilirliği konusunda umutlarla daha kötüleri var, bizimki daha iyi gibi umutlarla hayata bağlanma. Bazen umuda kapılıyor iyi olacak diyorduk. Bazen de olumsuzluklar üst üste gelince hiç bir şey düzelmeyecek diye umutsuzluğa kapılıyorduk. İşin en kötüsü ise toplumun verdiği tepkiler. Ağlayan kendini yerden yere atan bir çocuğun yanında kimse durmak istemiyor. Otobüste bile istenmiyorsunuz. Sıra beklemek bir eziyet kimse yardımcı olmuyor.
Daha sonra doktorlar bu konuda rahat olmamı özel eğitimin iki yaşta başlayabileceğini söylemeleri bir nebze rahatlattı. O güne kadar özel eğitimle ilgili hiçbir fikrim yoktu. Ne bir yer biliyor nede ne iş yaptıklarından haberim yoktu. Doğal olarak doktorlardan doğru yere gitmek için yardım istedik. Bir de zamana karşı yarışıyorduk. Ne kadar çabuk ve ne kadar doğru eğitim alırsa o kadar çabuk düzeleceğini biliyorduk.
Biz öncelikle doktorumuzun tavsiye ettiği kuruma gittik. Sekiz dokuz ay orada kaldık. Bir şeyler başından hoşumuza gitmese de doğrunun ne olduğunu bilmediğinizden yapılanı doğru sanıyorduk. Uzun süre bu kandırmacaya inandık karı koca birbirimize düşürüldük. Oğlum başına buyruk davrandığından disiplinle etmek için kurallar konuldu ve uygulaması için zorlandı. Evde de aynı tutumu sergilememiz istendi. Her gün kötüye giden sürekli ağlayan ısıran kıran bir çocuğumuz olmuştu. Hiç hoşuma gitmemesine karşılık insanların profesyonel görüşlerine de saygı duymaya çalışıyor, söylenenleri kelimesi kelimesine yapıyordum. Eşim çocuğun ağlamasına katlanamadığı için(çocuğa işkence yapıyormuş gibi hissettiğinden) kural koymayı ret ediyordu sürekli çocuğun istediklerini yapıyor susmasını sağlamak için sırtında gezdiriyordu. Buda bizim kavga etme sebebimiz oluyordu. Bir süre sonra doktora gitmemiz gerektiğinde kurumdan oğlum için gelişim raporu istediğimizde bize verilen raporun üzerinde başka çocuğun isminin yazıyor olması çok canımı sıktı. Kurumun yöneticisine gidince ismi sildi ve oğlumun adını yazdı, “Bunlar standart ismi silmemişiz” deyince beynimde her şey bitti.Yeni bir kurum arayışına girdim.Bir kaç yerle görüştüm ve anladım ki insanlar bu sektöre ticari bakıyorlardı. Çocukların düzelmeyeceğini baştan kabul etmişlerdi. Daha sonra bir yakınımın tavsiyesi ile Artı’ya gittik. Aslında umutsuz gittim. Ama ilk görüşmede aşk’oldu ve konuştuklarımızdan ve yaklaşım tarzından, eğitim anlayışından çok etkilendik ve ‘işte budur‘ dedik. İlk gün doğru yerde olduğumuzu anlamıştık. Biz kurumumuzu bulmuştuk.
Artı’ya geldiğimizde en belirgin özellikler; oğlumun göz kontağı kurmuyor olması, her şeye ağlaması, konuşamaz olması, kısaca çocukla iletişim kuramamamız. Özel eğitime direnç göstermesi, boşa geçen 8 ayda kaybettiklerimizin kaygısı ve daha bir çok şey…
Artı’da özel eğitime başlamamızdan çok kısa bir süre sonra (bir hafta) bir şeyler düzelmeye başladı. Derslere giderken ağlamıyordu, seansta öğrendiklerini evde anlıyorduk. Kuruma kayıt olurken bize 1 – 1,5 ay sonra ev ziyaretine geleceklerini, evde gereken düzenlemeleri yapacaklarını ve detaylı bir görüşme yapılacağını söylemişlerdi. Altı hafta verilen süre dolduğunda artık oğlum kurallara uymaya başlamış uyumsuzluğu kalmamış, en önemlisi ise sınırlı göz kontağı kurmaya başlamıştı. Eve geldiklerinde oğlum çok şaşırmış ve heyecanlanmıştı. Diğer kurum bize evde de çalışmamız için kurumda olan bütün materyalleri eve de aldırmış, aynı yöntemlerle evde de çalışmamızı istemişlerdi. Ancak Artı’ dan geldiklerinde bunlara gerek kalmadığını ve kaldırmamızı istediler. Oğlumla zaten evde çalışmak çok zordu, reddediyor ve çalışmıyordu. Biz de o günden sonra bu materyalleri kaldırdık.
Artık hayatımızda bir şeylerin yoluna gireceğini düşünür olmaya, yeniden umutlanmaya başladık. Eşimle oğlumuza davranış biçimlerimizden kaynaklanan çatışmalar ortadan kalktı. Çünkü eşimin oğlumuzu sırtına alması, birlikte keyifli vakit geçirmelerinin aslında kaliteli ve kıymetli bir zaman dilimi olduğu ve oğluma bir terapi gibi geldiğini söylemişlerdi.
Oğlumda genelde iletişim kuramamaktan kaynaklanan bir anlama ve söyleneni yapma bakımından ciddi eksikliği vardı. Yine aşırı bir inat ve ayak direme buna bağlı olarak da ağlamalar vardı. Zaman içinde bunlarda önemli ölçüde azalmalar oldu. Her seansa girdiğinde yeni şeyler öğreniyor ve öğrenmeye olan direnci kırılıyordu. Dikkat süresinin artmasına bağlı olarak oyunlara katılma, komutları dinleme, konuşmaya isteklilik arttı. Bunlara paralel olarak ileri geri saymalar ve okuma başladı. Önce marka ve Logoları okumaya başladı. Daha sonraları ilk kez karşılaştığı kelimeleri okumaya dönüştü. Fiziksel olarak yemesi ve uykusu düzene girdi. Birçok şarkıyı söyler hale geldi. Bizden kuruma geliş gidişlerimizde toplu taşım araçlarını kullanmamız istenmişti. Başta çok zor oldu otobüste durmadı, metroda korktu her gördüğünü yol boyunca almak gerekti yürümeyi reddetti ama söylenildiği gibi o günler geçti ve çevresine dikkat eden, kuralları öğrenmiş bir birey olmasına çok yardım etti. Artık oğlumla çarşıya gitmek otobüs sırası beklemek hiçte zor değil.
Çevremizdeki dostlarımız farklılıkları hayretle izlediler. Her gördüklerinde daha da ileriye gitmiş buldular. Birçoğu mucize diye değerlendirdi. Bazıları ise bu çocukta hiçbir şey yok siz abartıyorsunuz dediler. Bunları duymak, bizim gibi olan her anne babanın belki de hayatta isteyecekleri tek şeydir. Çok seviniyor ve umutla yolumuza devam ediyorduk. Ama beni gerçekten sevinçten ağlatan tek olay oğlum’ un 2007 Mayıs ayında Anneler Gününde Benim annem güzel annem, beni al kollarına… Şarkısını söyleyip boynuma sarılmasıydı. Hiç beklemediğim bir anda ve doğru günde söyleyince büyük bir şok yaşadım. Oğluma sarılıp hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum.
Başa Dön
|
|
Meslek Sahibi Olma Yolunda Bir Başarı Öyküsü
|
Kızımızdaki öğrenme problemini ne yazık ki çok geç öğrendik. Ortaokul ve ilkokul gözyaşlarıyla geçti. Arkadaşsız, alay edilerek geçen 8 yıl… Bu 8 yıl boyunca nefretle okula gitti. Özgüveni her gün darbe yedi. Tüm bunlar öğrenmesini de iyice geri bıraktı. Okuması, işlem yapması, yazısı hep problemliydi.
Orta ikinci sınıfta özel eğitime başladık. Her gün yeni bir umut vermeye başladı. Ortaokul bitene kadar okuma, yazma ve matematik becerilerimiz gelişti. Şimdi kızım meslek lisesi kuaförlük bölümü 2. sınıfta. Arkadaşlarının gözbebeği, öğretmenleri tarafından sevilen bir genç kız oldu. Artık kimse onun sorununu anlamıyor ve gelecek onun için umut, bizim için huzur ve güven vermeye başladı. Döktüğümüz gözyaşlarını hatırlıyorum da…
K.M – 15 yaş
Hafif MR
Başa Dön
|
|
ARTI ile Hayatımız Değişti
|
1 yıl öncesinde tüm isteklerini bizi iterek söylemeye çalışan, oğlumuz, eğitime başladıktan sonra çok farklılaştı. ARTI ve Öğretmenimizle hayatımız değişti. Mucize dolu 1 sene geçirdik . Şimdi bütün isteklerini söz ile ifade ederek, bizimle iletişim kuruyor, oyun oynuyor, arkadaşları ile ilişki kuruyor, öğreniyor, konuşuyor, ilerliyor, şaşırtıyor,
Artık onunla yaşamak, her geçen gün daha da kolay ve güzel oluyor.
Geçmişe dönüp bakıyorum da… Oğlumuzu verdiğimiz ilk kreş öğretmeni, yemek yeme ve sıraya oturma dersi aldırın demişti. Orayı bıraktık ve TAI kreşine başladık. Kurumumuz, kreşimizle görüşüp, onları da yönlendirdi. Başlangıçta öğretmenimiz velilere çocuklarının faaliyetlerini verirken benim içim kan ağlardı. Elim boş, gözlerim yaşlı dönerdim. Çocuğumda, eğitimle ve işbirliği ile sağlanan çok önemli gelişmeler oldu. 3 ay sonunda öğretmenimiz “Size müjde!” dedi. Ve oğlumun faaliyetini bana verdi. O anki mutluluğumu ve sevincimi size anlatamam. O gün eve dönerken arabada bağırarak ağlamıştım.
ŞİMDİ: oğlumun faaliyetlerini koyacak özel bir kitaplık gerekli. A-4 YAŞ OTİZM
Başa Dön
|
|
Onunla Gurur Duyuyorum....
|
“ 3’lü yaşlarında saç çeken, öfke nöbetleri geçiren , anaokulunda öğretmeni tarafından dışlanan, karşılıklı sohbet etmek, oyun oynamak, duygu ve düşünceleri anlamak ve anlatmak konusunda zor dönemler yaşayan oğlumuz şimdi orta okulda .
Belki de hayatındaki her şeyi ona öğretmek zorunda kaldık. Kavga etmeyi, kendini korumayı bile… İlkokulda ödevlerini yaptık. Onunla birlikte sayfa sayfa satır satır ders çalıştık. Oysa şimdi yeni müfredat bu kadar zorken, oğlumuzun soyutu anlamakla ilgili sorunu varken artık kendisi ders çalışıyor, ödevlerini kendisi yapıyor. Gerektiğinde yardım istiyor. Gözlerinde anladığını görebilmek, notlarının kendi hakkı olduğunu hissetmek gurur verici…” M.K
Başa Dön
|
|
İyi ki zamanında ....
|
“Oğlum hareketli ve dürtüleriyle davranabilen bir çocuk. Ama biz onu aile olarak hiçbir zaman kendimize bağımlı hale getirmedik. Mahallemizde çıkıp dolaşması, bakkala markete gitmesi için onu cesaretlendirdik. Tüm bu fırsatlar ona para kullanmayı, derdini anlatmayı en önemlisi kendini korumayı öğretti. Ve oğlumuz son 1 yıldır toplu taşım araçlarını kendisi kullanarak özel eğitime gidebiliyor. Doğrusu onu ilk yüreklendirdiğimizde önce panikledi, bir iki kere cesaretlendi ama tam kapıdan çıkacakken vazgeçti. Sonra bir gün “Anne,sen gelme!” dedi ve tek başına gitti. Bir daha da artık benim onunla gitmemi istemiyor. Tek başına gidip gelebilmek onu gururlandırıyor.
Hatta bir gün Kızılay’da eylem varmış ve otobüs Ayrancı’ da indirmiş. Ayrancı’ dan koşarak Artı’yı bulmuş. İyi ki zamanında çocuğumuza hakkı olan fırsatları vermişiz.
Z.A ( A.A- 15 yaş)
Başa Dön
|
|
Üniversiteli Öğrencilerimiz...
|
2007 öss' de Kırıkkale Üniversitesi İşletme Bölümüne giren öğrencimiz Yusuf Burak Çört ve Eşkişehir Anadolu Üniversitesi' ne giren öğrencimiz Duygu Tuncegil' in ardından;
Bu yıl 2009 ÖSS' de de Öğrencilerimizden Süreyya Mert Uzun Eskişehir Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümüne, Okul Başarısı ve Kariyer Danışmanlığı konusunda özel terapi alan A.Ç ise Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine, yerleşmiştir.
Öğrencilerimizin Başarılarının Devamını DİLİYORUZ.....
Başa Dön
|
|
|